Fed’in para politikası enflasyon ve resesyona bağlı şekillenecek

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yarınki toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımına kesin gözüyle bakılırken, Banka’nın para politikası gidişatının enflasyon ve resesyona göre şekillenmesi öngörülüyor.

Fed’in para politikası kararları ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın sözle yönlendirmeleri yatırımcıların odağına yerleşti.

Ekonomistler ve stratejistler, Fed’in faiz artırımlarını durdurması için enflasyonun yüzde 2 seviyelerine gerilemesi, bunun için de ABD ekonomisinin resesyona girmesi gerektiğini belirtti.

Berenberg ABD, Amerika, Asya Başekonomisti Mickey Levy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fed’in, politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5,00-5,25 aralığına yükseltebileceğini söyledi.

Levy, Powell’ın enflasyonda düşüş olmaması halinde bundan başka faiz artırımlarına açık olabileceklerine dair açıklamada bulunabileceğini kaydetti.

“Fed, enflasyonu yüzde 2 seviyesine çekmek istiyorsa resesyon kaçınılmaz olacak”

Rabobank Kıdemli ABD Stratejisti Philip Marey de Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) yarın 25 baz puanlık son bir artırım yapmasını ve ardından yılın geri kalanında federal fon oranı için hedef aralığını yüzde 5,00-5,25’te tutabileceğini aktardı.

Enflasyonun ekonomideki etkisini bitirmek için resesyona ihtiyaç olduğunu dile getiren Marey, Fed’in kredi sıkılaştırmasına bağımlı olmasıyla yumuşak iniş olasılığının daha da düştüğünü ifade etti.

Marey, “Fed, enflasyonu yüzde 2 seviyesine çekmek istiyorsa resesyon kaçınılmaz olacak. Kredi sıkılaşması Fed’i etkilerse Fed, ABD ekonomisi resesyona girene kadar faiz artırım döngüsüne devam etmek zorunda kalabilir.” diye konuştu.

Kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki artış hızının, martta yıllık bazda yüzde 5,1’den yüzde 4,2’ye gerilemesine karşın beklentileri aştığına dikkati çeken Marey, çekirdek kişisel tüketim harcamalarının yüzde 4,9 arttığını, çekirdek kişisel tüketim harcamalarındaki artışın manşet kişisel tüketim harcamalarından daha fazla olduğunu ve çok yavaş gerilediğini söyledi.

ABD’de istihdam maliyet endeksinin yüzde 1,2 arttığını belirten Marey, kişisel tüketim harcamaları ve istihdam maliyet endeksi verilerinin Fed’in 25 baz puanlık artırıma gitme ihtimalini güçlendirdiğini kaydetti.

“FOMC, resmi açıklamadan ‘bazı ek politika sıkılaştırma’ dilini çıkarabilir”

Philip Marey, şu değerlendirmelerde bulundu:

“FOMC’nin 21-22 Mart’ta gerçekleştirdiği bir önceki toplantısında, federal fon oranı için hedef aralığın 25 baz puan artışla yüzde 4,75-5,00’e yükseltilmesine oy birliğiyle karar verilmişti. Komite, bazı ek politika sıkılaştırmalarının uygun olabileceğini belirtmişti. Ancak bankacılık kargaşası, faiz artırım döngüsünde öngörülen zirveyi düşürdü. Dolayısıyla Powell tarafından daha önce vadedilen yukarı yönlü revizyon yerine, 2023 için medyan FOMC oranı tahmini yüzde 5,1’de değişmeden kaldı. Bu, 3 Mayıs’ta muhtemelen son 25 baz puana ulaşacağımız ve ardından en azından yılın geri kalanında bir duraklama olacağı anlamına geliyor. Bu nedenle FOMC, resmi açıklamadan ‘bazı ek politika sıkılaştırma’ dilini çıkarabilir ve Powell, Komite’nin bu yıl faiz oranlarını düşürmeyi beklemediğini teyit edebilir.”

FWD Bonds’un Başekonomisti Chris Rupkey ise Fed’in 25 baz puanlık faiz artırımına gideceği öngörüsünde bulundu.

Rupkey, Fed’in bu yıl sadece 25 baz puanlık artırım yapacağının tahmin edildiğini ancak bankacılık krizine yönelik gelişmelerin de takip edileceğini bildirdi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*